“Aziz Bey Hâdisesi”

Ömer Lekesiz
Hece, Ağustos 2000

Yeni öykü kitaplarını okurken, izlemekten kurtulamadığım bir genelleme: Bir öykücünün ilk öykü kitabı, amatör ruhla profesyonel tutum arasındaki ilginç çelişkilerini, ikinci öykü kitabı, “ilk kitabımdaki başarım tesadüfî değildir” yargısının temellendirilmesini, üçüncü öykü kitabı ise olgun, kendinden emin bir anlatma tutumunu dışlaştırır. devamı...

 

“Aziz Bey Hâdisesi” II

Ömer Lekesiz
Hece, Eylül 2000

Kadın Hikâyeleri Yüzünden adlı ikinci öykü, hani biraz da kısa olsa ilginç kurgusu ve finaliyle O’Henry’yi kıskandıracak kadar güzel bir öykü.
Sıradan bir insan olarak rutin bir hayatı yaşayan (“İyi kötü bir dükkânım, iyi kötü bir karım vardı, başımı sokacak bir evim, evde kaynayan bir tencerem, iki çocuğum vardı. Öyleyse mutlu olmalıyım diye mırıldanırdım”) adamın, ona kadınlarla ilgili serüvenlerini anlatan dükkân komşusu Turcan yüzünden çapkın erkek rollerini oynayarak karısını ölüme gönderişi...
devamı...

 

Ayfer Tunç’un Gerçekçi Olduğu Kadar Şiirsel Bir Yaklaşımı Var...

Füsun Akatlı
Varlık, Temmuz 2001

Öykünün yüzünü ağarttı

İlk basımı 1996 yılında yapılmış olan “Mağara Arkadaşları”nı on yıl sonra yeniden raflarda görebilmek gerçekten sevindirici oldu. En eskilerden daha yenilere, pek çok yazarın kitaplarına ancak yeni baskı yaptığı sıralarda ulaşabiliyor okur. Filmler gibi, edebiyat eserleri de, sanki vizyona giriyor, bir süre vizyonda kaldıktan sonra kalkıyor ve “kaçırılıyor” adeta. devamı...

 

“HAVADA BULUT”
Orhan Koçak,
Virgül, Nisan 2003

TRT 1’deki dört bölümlük Havada Bulut dizisini izleyenlerin büyük çoğunluğu, filmin bitmesine üzülmüş ve “keşke tekrar etseler” diye düşünmüş olmalıdır. Yönetmen Tarık Alpagut ve senaryo yazarı Ayfer Tunç epeyce zor bir iş üstlendiklerini başından beri biliyorlardı herhalde: Sait Faik’in hikâyelerinin o zaten uçucu, dağınık, bulutsu yapısına (galiba Sait Faik bağımlılarının asıl sevdiği şey) olabildiğince sadık kalarak yine de bir belkemiği olan, bir bütünsellik veya yöneliş duygusu veren bir kurgu oluşturmak. İtiraf edeyim: Ben de birçokları gibi korkarak başladım izlemeye, ama ikinci bölümü de gördükte sonra, hedefe ulaşıldığını rahatça (rahatlamış olarak) söyleyebiliyordum artık. devamı...

 

Ayfer Tunç’un Mağara Arkadaşları’nda ironi ve acı
Seval Şahin Gümüş
Gösteri, Şubat 2004

Ayfer Tunç’un eskimiş, yıpranmış, can çekişmekte olan, ancak durumunu kabul etmek istemeyen bir evi ve sakinlerini ‘gerçek-yorum-dönüştürülmüş gerçek’ süreci içinde anlattığı Mağara Arkadaşları hikâyesi, ‘ironi’ ve ‘acı’nın iç içe olduğu bir anlatı. devamı...

 

Karanlığın Şarkıcısı: Ayfer Tunç
–yakın okumalar–

Abdullah Harmancı
Hece 87, Mart 2004

Ayfer Tunç bugüne kadar dört öykü kitabı yayınladı.1 Bunların dışında roman, inceleme, yaşantı gibi türlerde başka kitaplar da yayınlamış olan Ayfer Tunç’un öykülerinde; yalnızlığın, mutsuzluğun, yaşlılığın, ölümün, varoluşun, hayatın anlamının, belki de hayatta bulunamayan anlamı; şiirli, coşkulu bir dille, yer yer uzun cümlelerle, “kısa öykü” tanımlamasını aşacak bir “zaman/uzam” tasarrufuyla anlatıldığı görülür. devamı...

 

Başkalarının hikâyelerinden hikâyelerimize sızanlar

Behçet Çelik
Virgül, Nisan 2004

Ayfer Tunç’un Taş-Kâğıt-Makas kitabındaki “Suzan Defter” adlı hikâyenin kahramanlarından Ekmel Bey’in, defterine yazdığı şu cümleler, Tunç’un hikâye kahramanlarını anlamak için uygun bir başlangıç olabilir: devamı...

 

Tunç’un Öykülerinde Deneyimin Aktarılışı

Öykü yaşantıyı görünür kılar

Handan İnci Elçi
Virgül, Kasım 2004

Yıllar önce Aziz Bey Hadisesi üzerine yazdığım bir yazıda, Ayfer Tunç’un neden bütün öykülerini “ölüm”le bitirdiğini sormuştum. Sonunda bulabildiğim tek cevap şuydu: Tunç’un öykü kişileri öyle bir dünyada yaşıyorlardı ki, sürekli kırılan, acı çeken, içe kapanan bu hüzünlü insanlar için neredeyse başka yol kalmıyordu... devamı...

 

Ayfer Tunç’un “Saklı” Öyküsünün Çözümlemesi II

Seval Selçuk
Hece Öykü, Şubat-Mart 2005

Anlatıcı - Bakış Açısı
Ben anlatıcı tarafından anlatılan hikâye, anlatıcının çocukluk yıllarının en önemli kişisi olan “Süslü Yenge”nin yaşam öyküsü merkezinde kurulmuştur. Bakış açısı ise, tekil bakış açısıdır. Ben anlatıcının bakış açısından aktarılan insanların, olayların okuyucu üzerinde hem daha yoğun ve bütünlüklü parçalanmaz bir etki yaratması sağlanmış ve hem de ben anlatıcıyı diğer kişilerin “tavır” ve “tutumlarını değerlendirecek kadar duyarlı, algı düzeyi yüksek, zeki, duygulu bir konum”13 da tutarak, onu piramidin en uç noktasına yerleştirmiştir. Kaldı ki bu durum yazarın ben anlatıcı tipini kullandığı diğer hikâyelerinde değişmez.
devamı...

 

Trenler nereye gider?

Ömer Türkeş
Kaçak Yayın, Mart 2005

Ayfer Tunç’un Kapak Kızı romanı, yeniden yayımlandı. Ancak 1992 tarihli ilk basımı ile yenisi arasında önemli farklar var. Genç yaşta yazılmış bir romanın aksaklıklar barındırdığı düşüncesiyle Kapak Kızı’na ciddi bir müdahalenin gerektiğine karar veren Ayfer Tunç, kitabını elden geçirmiş, öncelikle fazlalıklarını ortadan kaldırmış ama –anlatım biçimlerine yönelik düşüncelerinde de ciddi değişimler olmasına rağmen– romanın genel yapısına müdahale etmemiş, kurguyu ve anlatım tarzını korumuş. Böylelikle eskisini hatırlatan yeni bir roman çıkmış ortaya. devamı...

 

Ayfer Tunç’un Öykücülüğü Ve “Saklı” Öyküsünün Çözümlenmesi I

Ayfer Tunç’un Öykücülüğü
Seval Selçuk
Hece Öykü, Kasım-Aralık 2005

Ayfer Tunç, Türk öykücülüğünde, kendi kimliğini ispat etmiş, etkileyici üslûbu, başarılı kurgusuyla şehir insanlarının hüzünlü kırık yaşamlarını yansıtmıştır. devamı...

 

Düş ile Gerçeklik Arasında Gezilir mi?

Çiğdem Yıldırım
Kül Öykü, Ocak-Şubat 2006

Biz aklı, yuvasında hiç oynamadan duranlar, gerçek gerçekliğini, hayal hayalliğini bilsin isteriz.
Gerçeklik, varlığından kimi zaman şikâyetçi olsak da, izin verdiğimiz ölçüde ve kontrolümüz altında bozulmalıdır.
Bir film olsun bu ve korkarsak sinemadan çıkalım, kitapsa kapatalım kapağını.
devamı...

 

Öykünün Buruk Tadı
Hande Öğüt
Radikal Kitap, Nisan 2006

Ayfer Tunç, bir tür kurgu ve biçim araştırmasına yöneldiği Evvelotel’de, okuru, hayatın acı lezzetiyle buluşturuyor. devamı...

 

Bizi Bir Araya Getiren Hikâye

Sadık Yalsızuçanlar
Kitap Zamanı, Nisan 2006

Ayfer Tunç’un Can Yayınları’ndan yeni çıkan Evvelotel’ini okurken, sanatın kozmik dilinin ancak bizi bir araya getirebileceği dolaştı sürekli zihnimde. Sanat dünya vatandaşıdır.
Saklı’yı ilk yayımlandığı yıllarda okumuş ve kendisini tanımadığım Tunç’la bir ruh yakınlığı hissetmiştim. Yıllar sonra tanıştığımızda dilimden dökülen ilk söz bu oldu: Saklı... Bizim saklı öykülerimiz. Sıcak, samimi, dolaysız dilimiz. Bizi bir araya getirebilecek olan sır buradadır.
devamı...

 

Saklı, Evvelotel’de saklı; Evvelotel de Saklı’da

Çiğdem Yıldırım
Birgün Kitap, Nisan 2006

‘Birbirinden farklı bağlamlarda, yabancılaşma ve yalnızlaşma temeline oturtulan öykü karakterlerinin çoğu yazma ya da yazdırma edimine sığınıyor’devamı...

 

Okuduğum Kitaplar

Evvelotel

Metin Celal
Cumhuriyet Kitap, 13 Temmuz 2006

Ayfer Tunç, Evvelotel’de (Can Yay.) alışık olmadığımız, özellikle son zamanlarda hikâyecilerde pek görmediğimiz bir şey yapıyor. Bir deney. 1989’da basılan ilk kitabı Saklı’daki hikâyeleri çıkış noktası yaparak, oradaki olaylardan, temalardan, karakterlerden yararlanarak yeni hikâyeler yazıyor. devamı...

 

Aşk Kırgınları, Yalnızlık ve Ölüm
Necip Tosun
Eşik Cini, Temmuz-Ağustos 2006

Ayfer Tunç’un öykülerinin anahtar kelimelerini; aşk, aile, yalnızlık, ölüm, fanilik, intihar, gerçek ve kurgu olarak sıralamak mümkündür. Bu tema ve kavramların açılımı onun öykülerini büyük ölçüde izah etmemizi sağlar. devamı...

 

“Evvelotel” içinde

Füsun Akatlı
Milliyet Kitap, Aralık 2006

Ayfer Tunç’u öykücülüğümüzün en önde gelen adlarıyla aynı gövdede buluşturan “Evvelotel”i seçici edebiyat okuruna müjdeliyorum. devamı...

 

Yazınsal metnin bitimsizliği ya da yeniden sürdürülmesi bağlamında Evvelotel’de Saklı olan

Kemal Gündüzalp
Gösteri, Şubat 2007

“Aslında yazınsal metin bitmiyor, her an yeniden kurcalanıp sürdürülebiliyor. Ayfer Tunç’un ‘Evvelotel’i de bunun iyi bir örneği. Yazınsal metnin karakter ya da izlek düzeyinde yeniden sürdürülmesinin olası, giderek mümkün olduğunu düşünen biri olarak ‘Saklı’daki öykülerden eylemle ‘Evvelotel’deki öyküleri yeniden üreten/kurgulayan Ayfer Tunç’un yazınsal boyutu varsıllaştırmasını anlamlı buluyorum.”devamı...

 

Sanki bir akımın temsilcileri

Doğan Hızlan
Hürriyet, 12 Mayıs 2007

       Üç iyi yazarın kitabı aynı günde yayımlandı.
Aynı günde yayımlanmalarının özel bir nedeni, gerekçesi yok. Yakın tarihlerde dosyalarını yayınevine teslim etmişler, yakın tarihte çıkacakları için bu kararı vermişler.
Ayfer Tunç’un “Ömür Diyorlar Buna”, Yekta Kopan’ın “Karbon Kopya”, Murat Gülsoy’un “İstanbul’da Bir Merhamet Haftası” adlı kitaplarından söz ediyorum.
devamı...

 

Bitmez tükenmez bir dert, ömür diyorlar buna

Kitap Zamanı, 6 Haziran 2007

Gazete veya dergilerde yayımlanan yazıların tuhaf ama bir o kadar da kaçınılmaz bir yazgısı vardır. Yazı ne kadar iyi olursa olsun, ne kadar yankı uyandırırsa uyandırsın, yazının yayımlandığı yer ne kadar geniş bir çevreye ulaşmış olursa olsun, yayımlanan yazı eni sonu günübirlik olmak, geçiciliğe teslim olmak zorunda kalır. devamı...

 

AYFER TUNÇ’UN ‘SUZAN DEFTER’ ÖYKÜSÜ İÇİN BİR OKUMA DENEYİMİ

Hülya SOYŞEKERCİ
Dergi H@vuz, Ekim, Kasım, Aralık, 2008

Sanat, kendinden önceki formları ve biçemleri aşarak yeni dönüştürümlerle ilerleyen sonsuz bir süreçtir bence. Öykü sanatında da yazar, kendinden önceki birikime kendine ait yeni unsurlar kazandırdığı sürece edebiyat tarihi sayfalarında yer edinir. Gerçek edebiyatın kalıcı güzelliklerine, yeni formlar deneyerek, içerikte yeni bakış açıları geliştirerek ulaşılır. devamı...